NİĞDE YETİŞTİRME YURDU
 
  Ana Sayfa
  İletişim
  Ziyaretçi defteri
  eğlence-ilginç bilgiler
  SEVGİ ÜSTÜNE
  BİZ...ASİ ZENANLARIZ!!
  yuvamızın reytingi
  resimlerimiz
  FAYDALI BİLGİLER-HAKLARIMIZ
  Çocuklarımız ile ilgili haklar
  İNSAN HAKLARI ve SOSYAL HİZMET İLİŞKİSİ
  AİLE İÇİ ŞİDDET: KURBANLAR- FAİLLER-TANIKLAR
  sosyalhizmetler uzmanı sitesi(faydalı)
  Basında Niğde y.yurdundan haberler
  TÜRKİYE YURT YUVA HUZUREVLERİ TÜM TELEFONLARI
  BÜYÜK ATATÜRK'TEN GENÇLİĞE
  Niğde Y.YURDU Yazar öğrencilerimiz!!!
  NİĞDE Y. YURDUNDAN ÇIKANLARIMIZ..
  FAYDALI BİLGİLER ÜYE OLDUĞUMUZ İNTERNET ADRESLERİ İLGİNÇ BİLGİLER
  Niğdemizin7harikası
  HAKKIMIZDA
  taş atan çocuklar yuvaya
  forum
BİZ...ASİ ZENANLARIZ!!

***ASİ ZENAN*** 

***=GüLüSüMü ASTIM İNTİHAR

 KOĞUSLARINA

NASILSA TAŞRA HEP HAZIRDIR AŞKA=***

Yitik öyküdür..


 


İki iklim farkıydılar


Ne zaman göz göze değseler yangın çıkmayacak denli uzaktılar.
Yalnızca aynaların dökülen sırrına yansırdı, üçüncü bir kente düşmüş suretleri.
Şahrud gökyüzü geliniydi, yüzüne bulut inse dolardı masal gözleri.
Bir solukluk rüzgarda bile usul usul kanardı gelincik bedeni..
Seyduna yeryüzü cehennemi, ölüm çağrılı uçurumlarda sınardı sevdasını mağma yüreği..
Yalnız ufuk çizgisinde buluşurlardı, onu da güneş günde iki kez ateşe verirdi.


İki iklim ayrıldılar..


'Ya Şahrud' dedi Seyduna:
'Gözlerime mermi diye sevdanı sürdüm, ardına bakma gözyaşımla vurulursun,

su gibi git!'
Şahrun'un yüzüne keder mayın gibi durdu ve zaman gözlerinin su yeşiline kuruldu.
Hüzün bir buda heykeli gibi çırılçıplak yğzlerine oturdu.
Rivayet odur ki;
Şahrud'un vardığı denizler hala Seyduna türküleriyle uyanmakta,
Seyduna, Şahrud'un gözlerinde kalan masala yaşlanmakta

 

 

KENDİNE ASİ

YÜREĞİNE İSYAN

 ETRAFINA ZILGIT  BU ZENAN...........

Bir namlunun ucunda'ki an kadar

yeterlidir.......

suskunluğum.....***ASİ MAVİ***

 

 

 

Ben Asiyim;

......................

 Yorgun ve yalnız kaldırımlara misafirim...


Gecenin gözleri her daim üzerimdedir.


Denizin ortasında küçük bir adayım,

 

yüzme bilmem;


Yüreğimi bir yerde bırakmışım, bıraktığım yerlerden çok

uzaklardayım.


Kapıları kapatmışım üstüme, sürgüleri beynime çekmişim.


Ben Asiyim,

............................
Renkler ve zevkler hiçbir şey ifade etmez benim için...


Sonların başladığı yerden, başlangıçların son bulduğu bir yere

gidiyorum.


Kara bir tren gibiyim, bir istasyondan bir istasyona, hep aynı

raylar üzerindeyim.


Ben Asiyim;

............................

Benim güneşim batmaz,

 dünyam dönmez, ay'ım hep mehtap halindedir,

 rüzgârlarım hep doğudan eser...


Ezbere bilirim yaşamayı,

yaşarken savaşmayı;


Ben Asiyim;

.......................

Benim mevsimim değişmez,

kuşlardan sadece güvercini bilirim, yüreğim kanatlarıyla

 beraber çarpar

.
İnsanlardan sadece çocukları severim,

 onları da büyüyünce terk ederim.


Ben Asiyim;

 ...............................


Bağıra bağıra şarkılar söylerim,

 

 sessiz sessiz şiirler yazarım.


Bilmediğim yerlerin,

 tanımadığım kişilerin resimlerini çizerim.


Ben Asiyim...

.........................

 Asfaltın siyahında kaybolur,

 

 düşüncelere dalarım

.
Çıkmaz sokaklarda kendimi arar,

bir de üstüne güzel hayaller kurarım.


Sonra hayallerimle beraber suya düşerim.

 

 Ben Asiyim;

.........................

 Çayım sekersızdır.


Ben Asiyim;

......................

 Güzel bir yaşam benim için anlam taşımaz,

Mücadele ve ısyan doluysaanlam vardır...

ve direnme gucuyle..........

 kimseye düşman değilim,


Ben kendime bile yabancıyım...


Benim bana söylemediğim düşüncelerim vardır.


Ben Asiyim,

ben buralara ait değilim.


Dağları sırt sırta vermiş bir ülkem,

 etrafı surlarla çevrili bir şehrim,

saat on ikiden sonra uyanan caddelerimi bilirim.


Ben Asiyim...

Çizilmiş sınırları reddetmişim.

  ben öldürülmüşüm ama ölmemişim.


Duygularım hep sansüre uğramış,

...


Ufacık bir bakış boğazımı düğümlendiririr.


Neye hüzünlendiğimi bilmeden,

 hasretin en yoğun halini yaşarım.


İçimden dağıtmak gelir,

 dağıtamam ya,

 kendimi dağıtırım.


gozlerımın karası kapkara olur,

 tüm insanlarınki kankırmızılaşır.


Bakamam kimsenin yüzüne,

 sevgiye muhtaç bir yavruya döner yüreğim...


...
Ben Asiyim,

 ağlamamaya yemin etmiş gözlerim...


Sonu dramla biten bir hatıra,

 üç bölümlük bir komedi dizisiyim.


.
Zehir kokan bir gül biter dudaklarımın arasından,

 sonra bir bidon gökkuşağına döküp yakarım gülü,

 külüyle birlikte zamana savrulurum.


Ben Asiyim,

geceyi ikiye böler,

 sonra hayatın adını yalan koyarım...

YALANDAN NEFRET ETTIĞIM HALDE......


Ben Asiyim,

 ben yüreklerde ünlem,

 kafalarda soru işaretiyim.


Ben Asiyim,

 bağrı taşlarla dolu bir toprak parçasıyım.


Bir uçtan bir uca kurumuşum.

Karınca yuvaları ve ayak izleriyle süslüdür tenim...



Ben Asiyim...

Mutluluğu uzaktan seyrederken cebimde küçük umutlar

 biriktirir,

 gözlerimi kapının eşiğine dikerim.


İşte o zaman hayat acı kahve tadı verir,

 hep içime atarım ama,

 kendimi içine atacak bir yer bulamam.


Anlamayana az gelirim,

 anlayana çok...


Ne yarınlar birşey bekler benden,

 ne de ben yarınlardan...


Dedim ya,

 BEN ASİYİM

 AğlaTmamaya yemin etmiş..........

Tarihten iki ayrı coğrafyaya damlayan,
iki yürekte durmadan kanayan,
Yüreklerinin akarken bıraktığı izi birbirlerinin gözlerinde aradılar
yoktu..
 
   
Reklam  
   
şuana kadar 8266 ziyaretçi (15509 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=